Yayınlanma:
Gönül Aydın
Giresun ve Ordu.. Karadeniz’in en çok emekçiye, en çok toprakla inatlaşan çiftçiye sahip iki şehri. Gerek sarp coğrafyası, gerekse atadan kalma bağıyla bu mirastan vazgeçilemiyor.
Ülke ekonomisine her yıl milyarlarca liralık döviz kazandıran fındık, ne hikmetse asıl emektarı olan üreticiden başka herkesin yüzünü güldürüyor.
Lakin, artan maliyetler, yapılan masraflar fındık harmana gelince bütün hesabı altüst ediyor. Tırpan vurmanın, kerintinin yevmiyesi dokuz bin lira; fındık toplama işçiliği üç bin lira olmuş. Gübresi, ilacı, zararlıyla mücadelesi derken yapılan masraf alınan parayı katlıyor. Ama ne gariptir ki, çiftçimizde hâlâ o garip heyecan var. Sanıyoruz ki harman sonu cebe giren toplu para büyük bir kâr!
İnsan zaman zaman “Artık yeter, bu fındıktan vazgeçmeli” diye düşünüyor. Fakat asıl amacın üreticiyi toprağından soğutmak, bu topraklardan koparmak olduğunu fark edince gerçeği anlıyoruz:
Ürüne hak ettiği değerin verilmemesi tesadüf değil, bilinçli bir politikanın sonucu.
Hükümetten de piyasadan da bu saatten sonra bir fayda yok; bunu çok iyi biliyoruz. Ama ne çare?
Bütün bu haksızlıklara rağmen yine belime peştemalimi bağlıyorum, düşüyorum bahçenin yoluna. Sezon açıldı.
Çileli ama gururlu tüm üretici dostlarıma kolaylıklar diliyorum;
Allah bereket versin.


