ReklamReklam

Genel

Çete ve Devlet!

Yayımlanma:

·


Geçtiğimiz günlerde bir tanıdığım beni arayarak yaşadığı talihsiz bir olayı anlattı. Dinlediklerim, yalnızca bir trafik tartışması değil; aynı zamanda toplum olarak geldiğimiz noktayı sorgulamama neden oldu.
Anlatılanlara göre, kendi güzergâhında ilerleyen bir araç sürücüsü, önünde pedal çeviren kalabalık bir bisiklet grubunu fark ediyor. Olası bir kazaya sebebiyet vermemek için korna çalarak arkalarında olduğunu hatırlatmak ve dikkatlerini çekmek istiyor. Ancak bu uyarı, beklenmedik bir şekilde öfkeyle karşılanıyor.
İddiaya göre grup, aracın önünü kesiyor. Sürücüye ve yanındaki eşine yönelik saldırı girişiminde bulunuyor. Bununla da kalmıyor; aracın kontak anahtarını almaya çalışıyor, aracı çevreleyerek hakaret ve tehditlerde bulunuyorlar. Hatta içlerinden birinin, aracın modeline bakarak, “Sen Almancı mısın?” diye sorduğu ifade ediliyor. Bu sözler, olayın altında farklı hesaplar olabileceği yönünde ciddi soru işaretleri oluşturuyor.
Asıl düşündürücü olan ise bundan sonrası…
Olay yaşanırken arkada bir polis ekibinin bulunduğu, sürücünün “Bizi darp ediyorlar, lütfen yardım edin.” diyerek polisten destek istediği, ancak hiç beklemediği bir cevap aldığı anlatılıyor. İddiaya göre polis memuru, “Sizinle uğraşamam, benim işim var.” diyerek olay yerinden ayrılıyor.
Eğer anlatılanlar doğruysa, burada üzerinde durulması gereken en önemli konu güven duygusudur.

Çünkü vatandaş, kendisini tehdit altında hissettiğinde ilk sığınacağı yer devlettir. Devletin sahadaki temsilcisi ise polistir. Vatandaş yardım istediğinde karşılık bulamıyorsa, toplumun en temel dayanağı olan güven duygusu da derinden sarsılır.
Daha da düşündürücü olan ise olayın ardından saldırıya uğradığını söyleyen taraf değil, karşı tarafın şikâyetçi olmasıdır. Elbette bunun hukuki değerlendirmesini adli makamlar yapacaktır. Ancak bu tür olaylar, toplumun adalet sistemine olan güveninin neden her geçen gün zayıfladığını gözler önüne sermektedir.
Burada özellikle bir noktayı vurgulamak isterim. Emniyet teşkilatımızda görevini büyük fedakârlıkla, canı pahasına yapan, “ağabeyim”, “kardeşim”, “evladım” dediğim çok değerli polislerimiz var. Onların hakkını teslim etmek boynumuzun borcudur. Bu yazı, görevini hakkıyla yapan emniyet mensuplarına değil; iddia edildiği gibi görevini ihmal eden anlayışadır.
Bu ülke; sokaklarında insanların korkmadan yürüyebildiği, trafikte korna çaldığı ya da sadece yoluna devam ettiği için saldırıya uğramadığı, vatandaşın yardım istediğinde devletini yanında bulduğu bir ülke olmayı hak ediyor.
Artık toplumun beklentisi çok açık yahu; Yasaların adil uygulanması, suç işleyenin hak ettiği cezayı alması ve sokakların yeniden güvenli hâle gelmesidir. Çünkü adalet, sadece mahkeme salonlarında verilen kararlarla değil; vatandaşın kendisini güvende hissettiği her yerde var olmalıdır.
Bugün belki bu olay bir başkasının başına geldi. Yarın aynı olayın kimin kapısını çalacağını ise hiç kimse bilemez. İşte bu yüzden adalet, güvenlik ve kamu görevinin gereği gibi yerine getirilmesi, hepimizin ortak meselesidir.

ReklamReklam
Devamını Oku
Yorum yapın

Yorum Yapın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Sorumlu Yurttaş Olarak Yazıyorum

Yayımlanma:

·

Bir ülke yoksullaşırken, demokrasi güç kaybederken ve vatandaş geleceğinden endişe ederken iktidarın asıl görevi nedir? Koltuğunu korumak mı, yoksa millete hesap vermek mi?

Bir ülke düşünün… Çeyrek asra yaklaşan bir iktidar döneminin ardından vatandaş geçim derdine düşmüş, emekli ay sonunu getiremez hâle gelmiş, gençler geleceğini başka ülkelerde aramaya başlamış. Üretici ürettiğinden kazanamazken tüketici temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Bir zamanlar emeğiyle ayakta duran insanlar, bugün sadece hayatlarını sürdürebilmenin hesabını yapmak zorunda kalıyor.

Peki, bütün bunların sorumluluğunu kim üstlenecek?

Yirmi beş yıla yaklaşan iktidarınız boyunca Türkiye’nin ekonomik, siyasi ve toplumsal tablosunu sorgulamak, bu ülkenin vatandaşları olarak en doğal hakkımızdır. Çünkü iktidar, milletin iradesiyle elde edilen bir emanettir; kimsenin şahsi mülkü değildir.

Sayın Cumhurbaşkanı, asıl mesele artık iktidarda kaç yıl kaldığınız değil, bu yılların sonunda Türkiye’yi hangi noktaya getirdiğinizdir.

Dicle’nin Kıyısındaki Koyun Nerede, Ülkenin Sorumluluğu Nerede?

İktidar yolculuğunuzda adalet, kul hakkı ve sorumluluk üzerine kurduğunuz söylemleri hatırlıyoruz. Dicle’nin kıyısında kaybolan bir koyunun hesabını verme anlayışını dile getirirken, bugün milyonlarca insanın yaşadığı ekonomik sıkıntılar karşısında da aynı sorumluluk duygusunu görmek istiyoruz.

O gün bir koyunun hesabını vermekten söz eden anlayış, bugün geçim sıkıntısı çeken milyonların hesabını kime verecek?

Asgari ücretli nasıl geçinecek? Emekli kirasını nasıl ödeyecek? Çiftçi mazotun, gübrenin ve üretim maliyetlerinin altında nasıl ayakta kalacak? Gençler neden kendi ülkelerinde gelecek kurmakta zorlanacak?

Yöneticilik; vatandaşa güç göstermek ya da asılsız vaatlerle oyalamak değildir. Sorumluluk, yalnızca iktidara gelirken hatırlanacak bir kavram da değildir. Asıl sorumluluk, yıllar boyunca ülkeyi yönettikten sonra ortaya çıkan tablonun hesabını verebilmektir.

Ekonomi Çökerken Millet Neden Bedel Ödüyor?

Ekonomi yalnızca rakamlardan, büyüme oranlarından ve kürsülerden açıklanan tablolardan ibaret değildir. Ekonomi; vatandaşın pazar çantasıdır, emeklinin sofrasıdır, gencin iş bulabilme umududur, bir annenin çocuğunun ihtiyaçlarını karşılayabilmesidir.

Enflasyonun vatandaşın alım gücünü aşındırdığı, hayat pahalılığının geniş kesimleri zorladığı bir ortamda, başarıyı yalnızca resmî açıklamalarla anlatamazsınız. Milletin yaşadığı gerçeklik ile iktidarın anlattığı tablo arasındaki mesafe büyüdükçe güven de aşınır.

Üstelik ekonomik bağımsızlık, yalnızca kendi paramıza sahip olmak değildir. Üretim gücüne, güçlü kurumlara, öngörülebilir hukuka ve hesap verebilir bir kamu yönetimine sahip olmaktır.

Kamu kaynakları nerelere harcanıyor? Büyük projelerin maliyetleri ne kadar? Kamu ihalelerinde şeffaflık yeterli mi? Devletin mali yükümlülükleri ve kamu-özel iş birliği projelerinin gelecekteki bütçeye etkileri vatandaş tarafından anlaşılabilir biçimde açıklanıyor mu?

Bunları sormak suç değildir. Bunlar, demokratik bir ülkede milletin yöneticilerine yöneltmesi gereken en temel sorulardır. Kamu kaynakları üzerinde tasarrufta bulunalar, o kaynakların gerçek sahibi değildir. O kaynakların sahibi millettir. Dolayısıyla milletin kendi parasının hesabını sormak en doğal hakkıdır.

Millî Varlıklar Kimin, Devletin Geleceği Kimin Elinde?

Bir ülkenin stratejik varlıkları, ekonomik bağımsızlığının temel taşlarıdır. Bu nedenle kamuya ait varlıkların satışı, özelleştirilmesi veya uzun süreli işletme haklarının devri, yalnızca ekonomik bir işlem olarak değerlendirilemez. Bu kararların kamu yararı, rekabet, şeffaflık ve gelecek kuşakların hakları bakımından da sorgulanması gerekir.

Hangi varlık, hangi bedelle devredildi? Elde edilen gelir nerelerde kullanıldı? Bu işlemler uzun vadede ülkeye ne kazandırdı, ne kaybettirdi? Vatandaş bu soruların açık ve belgeli cevaplarını alabiliyor mu?

Bir de Türkiye’nin uluslararası finans çevreleriyle ilişkileri meselesi var…

Kamuoyunda dolaşan iddialar, büyük finans kuruluşlarının isimleri veya siyasi söylemler tek başına bir para transferinin kanıtı sayılamaz. Rothschild ailesiyle bağlantılı finans kuruluşlarına ya da başka uluslararası kurumlara ilişkin iddialar somut belge ve resmî kayıtlarla ortaya konulmalıdır.

Ancak tam da bu nedenle soruyorum: Türkiye’nin dış borçları, faiz ödemeleri, rezervleri ve uluslararası finansal yükümlülükleri hakkında milletin anlayabileceği açıklıkta bir hesap veriliyor mu?

İddiaların değil, belgelerin konuşmasını istiyoruz. Söylentilerin değil, şeffaflığın hüküm sürdüğü bir yönetim istiyoruz. Çünkü milletin hakkını savunmak; doğruluğu kanıtlanmamış iddiaları tekrarlamak değil, her kuruşun hesabını sorabilecek güçlü ve bağımsız denetim mekanizmaları talep etmektir.

Tek Adam Yönetimi mi, Güçlü Meclis mi?

Bir ülkenin bütün siyasi sorumluluğunun tek bir makamda yoğunlaşması, denetim mekanizmalarının etkisizleşmesi tehlikesini beraberinde getirir. Oysa demokrasinin gücü, bir kişinin ne kadar güçlü olduğuyla değil; devlet kurumlarının ne kadar bağımsız, şeffaf ve hesap verebilir olduğuyla ölçülür.

Türkiye’nin ihtiyacı; Meclis’in etkin denetim yapabildiği, milletvekillerinin soru sorabildiği, yargının bağımsızlığının güvence altında olduğu ve kamu yönetiminin kişilere değil hukuka bağlı çalıştığı bir sistemdir.

Parlamenter sisteme dönüşü savunanların talebi de bu çerçevede tartışılmalıdır. Elbette bir sistemin adı tek başına çözüm değildir. Asıl mesele, hangi yönetim modeli benimsenirse benimsensin, gücün denetlenmesi ve millet iradesinin gerçek anlamda temsil edilmesidir.

Çünkü denetlenmeyen güç, zamanla kendisini hukukun üzerinde görme tehlikesi taşır. Devletin kurumları bir kişinin iradesine göre değil; Anayasa’ya, hukuka ve kamu yararına göre işlemelidir. Meclis, yalnızca kararların onaylandığı bir yer değil, millet adına hesap soran bir kurum olmalıdır.

Sağlıkta, Kamuda ve Adalette Güven Nerede?

Vatandaş hastanede sağlık hizmetine erişmekte zorlanıyorsa, randevu bekliyorsa, sağlık çalışanları ağır iş yükü altında eziliyorsa sağlık sisteminin sorunları görmezden gelinemez. Kamu kurumlarında liyakat tartışmaları yaşanıyorsa, vatandaş hakkını ararken kendisini çaresiz hissediyorsa devletin işleyişi üzerine ciddi bir değerlendirme yapılması gerekir.

Devletin gücü, vatandaşına korku salmasında değil, vatandaşının güvenini kazanmasındadır.

Bir ülkede insanlar düşüncelerini açıklarken kendilerini baskı altında hissediyorsa, gazeteciler kamu gücünü sorguladıkları için çeşitli engellerle karşılaşıyorsa, eleştiri düşmanlık olarak görülüyorsa demokrasi zarar görür.

Unutmayalım: Eleştiri, devlete karşı olmak değildir. İktidarı eleştirmek, ülkesini sevmemek anlamına gelmez. Tam tersine, ülkesinin daha iyi yönetilmesini isteyen vatandaşın demokratik hakkıdır. Türkiye’nin ihtiyacı, herkesin aynı şeyi söylediği bir toplum değil; farklı düşüncelerin hukuk güvencesi altında özgürce ifade edilebildiği bir demokrasidir.

Türk Milleti Sizin Köleniz Değil, Egemenliğin Sahibidir!

Sayın Cumhurbaşkanı, bu ülkenin insanları sizden lütuf istemiyor. Anayasa’nın ve hukukun güvence altına aldığı haklarının korunmasını, alın terinin karşılığını almayı, adaletin herkese eşit uygulanmasını ve geleceğe güvenle bakabilmeyi istiyor.

Türk milleti hiçbir siyasi partinin, hiçbir liderin, hiçbir iktidarın mülkü değildir.

Bu ülkenin insanları seçimlerde oy verir; yöneticilerini görevlendirir ve gerektiğinde değiştirir. Demokrasi budur. Hiçbir iktidar, seçim kazanmış olmasını kendisine sınırsız yetki verilmiş gibi yorumlayamaz. Milletin verdiği yetki, yine milletin yararına kullanılmak zorundadır.

Türkiye’yi sevdiğinizi söylüyorsanız bunu sözlerle değil, uygulamalarınızla gösterin:

  • Kamu kaynaklarının hesabını verin.
  • Kurumları güçlendirin.
  • Hukukun üstünlüğünü sağlayın.
  • Eleştiriden korkmayın.
  • Meclis’in denetim gücünü artırın.
  • Vatandaşın yaşam koşullarını iyileştirin.
  • Ve en önemlisi, ülkenin geleceğini bir kişinin siyasi ömrüne bağlı olmaktan çıkarın.
  • Son Söz: Bu Ülkenin Hesabı Millete Verilir!

Yirmi beş yıla yaklaşan bir iktidar döneminin ardından hâlâ geçim sıkıntısını, adalet tartışmalarını, kurumsal sorunları ve özgürlük kaygılarını konuşuyorsak artık dönüp kendimize şu soruyu sormak zorundayız: Bunca yılın sonunda hangi sorunları çözdük, hangi sorunları büyüttük ve gelecek kuşaklara nasıl bir Türkiye bırakıyoruz?

Bu soruların cevabı öfkeyle susturulamaz, sloganlarla geçiştirilemez, siyasi sadakatle örtülemez.

Bir ülkeye hizmet etmek, iktidarda kalmayı başarmaktan ibaret değildir. Asıl başarı; vatandaşın hayatını kolaylaştırmak, adaleti güçlendirmek, yoksulluğu azaltmak, özgürlükleri korumak ve devletin kurumlarını sağlamlaştırmaktır.

Ben bu ülkenin bir vatandaşı olarak soruyorum: Dicle’nin kıyısında kaybolan bir koyunun hesabını verme iddiasıyla yola çıkanlar, bugün geçim derdiyle boğuşan milyonların hesabını nasıl verecek?

Milletin sofrası küçülürken iktidarın sorumluluğu küçülemez. Demokrasi zayıflarken iktidarın yetkisi sorgulanamaz olmamalıdır. Kamu kaynakları söz konusu olduğunda hesap vermek bir tercih değil, görevdir.

Türkiye kimsenin şahsi mülkü değildir. Bu ülke, geçmişten geleceğe uzanan ortak emanetimizdir.

Ve o emanetin gerçek sahibi millettir.

Devamını Oku

Genel

Ayrılıktan Sonra Ankara’da Yeni Parti Ve CHP İlçe Başkanları Listesi

Yayımlanma:

·

CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihinde ylapılan 38.Olağan kurultayının mahkemenin tarafından iptal edilmesi üzerine Özgür Özel ve 91 milletvekilinin CHP’den ayrılarak Yeni Parti’yi kurmasıyla başlayan ayrışma büyük ölçüde tamamlandı.

Belediye başkanlarının da önemli bölümü Yeni Parti’ye geçti. Yeni Partinin kurulmasından sonra avukat ibrahim Karaca Yeni Parti Ankara Kurucu il başkanı olarak atandı. Karaca ilçelerdeki kurucu ilçe başkanlarını atadı ve başkanlar 27-28 eylül tarihlerinde üyelerin katılımı ile seçildi.18 Ekim tarihinde yapılan il başkanlığı seçiminde ise İbrahim Karaca seçime katılan5 aday arasında üyelerden yaklaşık 15 bin oy alarek koltuğa oturdu.

CHP ise seçim yerine ilçe ve il başkanlıklarına atama yaptı. İşte o isimler:

Ankara’nın 25 ilçesinde YENİ Parti ve CHP ilçe başkanlar

  1. Akyurt: Yalçın İpek

Altındağ:Gökhan Urun

Ayaş:Fatih Öztürk

Bala:Mehmet Duman

Beypazarı:Hasan Kostak

Çamlıdere: Ramazan Çağlayan

Çankaya: Ercan Başal

Çubuk: Alaaddin Cinalioğlu

Elmadağ:Mehmet Kurusakız

Etimesgut: Özgür Şahbaz

Evren:Aysel Alpaslan

Gölbaşı: Nazım Sağlam

Güdül: Süleyman Alkan

Haymana: Kasım Koç

Kahramankazan: Mahmut Özşahin

Kalecik: Selim Tüysüz

Keçiören: Görkem Cevahir Yıldırım

Kızılcahamam: Enver Yılmaz

Mamak: Şeref Demirbaş

Nallıhan: Mustafa Sarıkaya

Polatlı: Mehmet Cem Özkan*

Pursaklar: Hüseyin Benek

Sincan: Önder Ağdede

Şereflikoçhisar: Hüseyin Güçlü

Yenimahalle: Halil Alankuş

  1. Fahri Yıldırım’ın İl Başkanlığına atandığı CHP’de ise ilçeler şu isimlerden oluşturuldu:

Akyurt; Ufuk Reçber

Altındağ: Cuma Tutuşuk

Ayaş: Fatih Öztürk

Bala: Orhan Yavuz

Beypazarı: Recai Ünal

Çamlıdere: Musa Kayahan

Çankaya: Halit Mete Oltulu

Çubuk: Özlem Akkuzu

Elmadağ: Özhan Çalı

Etimesgut: Yurdal Gültekin

Evren: Serdar Yiğiter

Gölbaşı: Bayram Duman

Güdül: Ali Akça

Haymana: Bora Keskin

Kahramankazan: Yasin Koçak

Kalecik: Bülent Gökgöz

Keçiören: Sadık Erkmen

Kızılcahamam: Ömer Ünnü

Mamak: İlhan Kat

Nallıhan: Ali Ekber Aytaç

Polatlı: Olcay İnce

Pursaklar: Özkan Oktan

Sincan: Ahmet Yılmaz

Şereflikoçhisar: İsmet Andaç

Yenimahalle: Bekir Kangal

Kaynak: CHP Ankara İl Başkanlığı – İlçe Başkanları. Listede Ayaş ve Kalecik için isim yayımlanmamış.

ankara.chp.org.tr

  1. Karşılaştırmalı listeyi nasıl kullanabilirsiniz?
    YENİ Parti: İlçe kongreleri sonrasında yayımlanan Ekim 2026 listesini esas aldım.

CHP: Partinin resmî internet sitesindeki isimleri esas aldım.

Dikkat: İki listenin güncellenme tarihleri ve bilgi kapsamları aynı olmayabilir. Özellikle eksik kayıtlar ve Polatlı’daki YENİ Parti sonucu ayrıca teyit edilmelidir.

Devamını Oku

Genel

Akyurt’ta termal seracılık için ilk adım! Meclisten oybirliğiyle karar çıktı

Yayımlanma:

·

Ankara’nın Akyurt ilçesinde jeotermal kaynakların tarımsal üretimde değerlendirilmesi amacıyla termal seracılık potansiyeli taşıyan alanların belirlenmesi için harekete geçildi. Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi, konuyla ilgili komisyon raporunu oybirliğiyle kabul etti.

Akyurt’ta jeotermal kaynakların tarıma kazandırılması ve termal seracılık potansiyelinin ortaya çıkarılması için önemli bir adım atıldı. İlçede jeotermal seracılık açısından uygun alanların tespit edilmesine yönelik inceleme ve araştırma yapılması kararlaştırıldı.

Jeotermal Suları Değerlendirme Komisyonunun 28 Ağustos 2026 tarihli ve 07 sayılı raporu, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 11 Eylül 2026 tarihli toplantısında gündeme alındı.

Mecliste yapılan görüşmelerde, Akyurt ilçesinde jeotermal seracılık potansiyeli yüksek olan bölgelerin belirlenmesi için gerekli inceleme ve araştırmaların yapılmasına ilişkin komisyon raporu ele alındı. Yapılan oylama sonucunda rapor, meclis üyelerinin oybirliğiyle kabul edildi.

Jeotermal kaynakların sera üretiminde kullanılması, uygun koşulların sağlanması hâlinde yıl boyunca üretimin desteklenmesine ve enerji maliyetlerinin azaltılmasına katkı sağlayabiliyor.

Akyurt’ta alınan karar, ilçenin jeotermal seracılık açısından değerlendirilmesi için araştırma sürecinin önünü açıyor. Yapılacak incelemelerle uygun alanların belirlenmesi ve ilçenin tarımsal üretim potansiyelinin ortaya konulması hedefleniyor.

Ancak karar, henüz termal sera yatırımlarının başladığı veya belirli bir alanda üretim yapılmasının kesinleştiği anlamına gelmiyor. İlk aşamada jeotermal seracılığa uygun bölgelerin araştırılması ve tespit edilmesi öngörülüyor.

Akyurt’ta yürütülecek çalışmaların sonuçları, ilçede jeotermal kaynakların tarımsal amaçlarla değerlendirilmesine yönelik olası yatırımlar açısından önem taşıyacak.

Devamını Oku
ReklamReklam

Diğer Haberler

Cengiz Güven10 saat önce

Savaş Mı Seçim Mi?

Haberi dinle׋›Savaş Mı Seçim Mi?▶ Haberi dinleHabere git →ÖneriyoruzSalondaki Son 6 Ok Da Gitti!Ayrılıktan Sonra Ankara’da Yeni Parti Ve CHP...

Gündem11 saat önce

Ankara Büyükşehir Belediyesi Miniklere Trafik Eğitimi Verdi

Haberi dinle׋›Ankara Büyükşehir Belediyesi Miniklere Trafik Eğitimi Verdi▶ Haberi dinleHabere git →ÖneriyoruzKalecik Un Fabrikası Yeniden Üretime HazırlanıyorHalk TV’ye Kayyım Atamasına...

Siyaset11 saat önce

AYM’den Yeni Parti Kararı

Haberi dinle׋›AYM’den Yeni Parti Kararı▶ Haberi dinleHabere git →ÖneriyoruzSalondaki Son 6 Ok Da Gitti!Başkan Yavaş Kalecik’te Kordela Kesti!Ayrılıktan Sonra Ankara’da...

Erol Tosun1 gün önce

Fon’dar Nesil!

Haberi dinle׋›Fon’dar Nesil!▶ Haberi dinleHabere git →ÖneriyoruzSalondaki Son 6 Ok Da Gitti!Ayrılıktan Sonra Ankara’da Yeni Parti Ve CHP İlçe Başkanları...

Ekonomi1 gün önce

Mevsimlik İşçiler Kadro İstiyor

Haberi dinle׋›Mevsimlik İşçiler Kadro İstiyor▶ Haberi dinleHabere git →ÖneriyoruzSalondaki Son 6 Ok Da Gitti!Ayrılıktan Sonra Ankara’da Yeni Parti Ve CHP...

Mamak1 gün önce

Mamak’ta Bütçe Tamam!

Haberi dinle׋›Mamak’ta Bütçe Tamam!▶ Haberi dinleHabere git →ÖneriyoruzSalondaki Son 6 Ok Da Gitti!Ayrılıktan Sonra Ankara’da Yeni Parti Ve CHP İlçe...

Gündem1 gün önce

Ankara Büyükşehir Bağımlılıkla İlgili Mücadele Programı Düzenledi

Haberi dinle׋›Ankara Büyükşehir Bağımlılıkla İlgili Mücadele Programı Düzenledi▶ Haberi dinleHabere git →ÖneriyoruzKalecik Un Fabrikası Yeniden Üretime HazırlanıyorHalk TV’ye Kayyım Atamasına...

Yenimahalle1 gün önce

Yenimahalle Belediyesinden “Afette Risk Nasıl Azaltılır” Eğitimi

Haberi dinle׋›Yenimahalle Belediyesinden “Afette Risk Nasıl Azaltılır” Eğitimi▶ Haberi dinleHabere git →ÖneriyoruzSalondaki Son 6 Ok Da Gitti!Ayrılıktan Sonra Ankara’da Yeni...

Siyaset1 gün önce

Salondaki Son 6 Ok Da Gitti!

Haberi dinle׋›Salondaki Son 6 Ok Da Gitti!▶ Haberi dinleHabere git →ÖneriyoruzBaşkan Yavaş Kalecik’te Kordela Kesti!Ayrılıktan Sonra Ankara’da Yeni Parti Ve...

Yenimahalle2 gün önce

Yenimahalle’de Okul Öncesi Öğretmenlerine Eğitim

Haberi dinle׋›Yenimahalle’de Okul Öncesi Öğretmenlerine Eğitim▶ Haberi dinleHabere git →ÖneriyoruzSalondaki Son 6 Ok Da Gitti!Ayrılıktan Sonra Ankara’da Yeni Parti Ve...

Öne Çıkanlar